Hakkımızda
(Über uns)

Kurmeş kelimesi tamamen Kürtçe bir kelime olup, “Siyah fes” anlamına gelmektedir.

Kurmeş köyü Dersimin Pertek ilçesine bağlı olup, Pertek’e yaklaşık 17km Dersim merkeze 90km uzaklıktadır, yaklaşık 200′ e yakın haneden oluşmaktadır. Köyümüzün coğrafi yapısı dağlık ve engebelidir düz ovalara rastlamak mümkün değildir, genellikle Meşe ağaçlarından oluşan bitki örtüsü Badem, Ceviz, Dağ Alıç’ı, Çedene, Darduğan vb. meyve ağaçları da bulunmaktadır. Yaşamlarını büyük çoğunlukla hayvancılıkla geçindiren köylüler tarımla da uğraşmaktadırlar. Buğday, Arpa ve Sebzenin yanında yaz aylarında Bostan da ekilmektedir. Sulu tarım alanı hemen hemen yoktur, yazları kurak kışları ise soğuk ve karlıdır. 

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. 1980 yıllarında beslenen küçük baş hayvan sayısı yaklaşık 16.000 idi. Başta Elâzığ, Tunceli ve Erzincanda yaşayan insanların tulum peyniri ihtiyaçlarını karşılamada ilk sıralarda yer alırlardı. Şimdi 2000’e yakın küçük hayvan beslemektedirler. Köylülerin ticaretle uğraşma geleneği eskilere dayanmaktadır. 1980 yıllarından önce her evin yaklaşık 100 ile 500 arasında koyunu vardı. Koyun sütünden peynir ticareti yapılırdı. Yayla yasakları sonucu bu alan tamamen çöktü. Günümüzde Avrupa’da 350 ye yakın aile yaşamaktadır. İnsanlar genellikle ticaretle uğraşmaktadırlar. 130’a yakın ailenin ticari iş yerleri vardır. İş yerleri textil, sebze ve gastronomi alanındadır. Bu işyerlerinde 500 e yakın insan çalıştırmaktadırlar. Avrupa’da yaşayanların büyük çoğunluğu yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığını almışlardır. Bu insanların çoğunluğu yıllık izinlerini köyünde geçirmekte ve ülke ve bölge ekonomisine önemli maddi katkılar sunmaktadırlar. Yüksek öğrenim görmüş 100 üzerinde insanimiz vardır.

Tarih
Yörenin tarihi hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Fakat bildiğimiz bu bölgenin de doğu bölgesi ile anonim bir tarihe sahip olduğudur. Sırasıyla Huri- Mirtanni, Urartu, Med, Pers, Artaksiad, Sasani, Bizans ve Arap dönemlerini yaşamışlardır. Hatta 1514 Çaldıran savaşı öncesi bölgede süren etnik savaşlardan dolayı özellikle Alevilere yönelik kıyımlardan Kurmeş köyünün de nasibini aldığı ve kısmen bölgeyi terk ettiği anlatılır. Köyümüz tarihi boyunca yoğun göçler vermiş, köy giderekten boşalmaktadır. Köyümüzde Alevilerin yanı sıra Hristiyanlığı benimsemiş diğer toplulukların da izlerine rastlanmaktadır. Örneğin belli alanların isimlerinin Ermenice olduğu anlaşılmaktadır. Bargiyan, Anikele, Ruygoman, Vank, Ğıraban, Barzingan, Korte Istevıran vs. Kilise Tarlası diye adlandırılan yerlerde eskiden Ermenilere ait bir kilisenin ve değirmenin olduğu anlatılır.

Eskiden büyük bir köy olduğu, köy çevresinde halen varlığını koruyan üç büyük mezarlık alanlarını görmek mümkündür. Bugün Erzincan İliç ilçesinde, Sivas’ta ve henüz bilmediğimiz birçok yörede Kurmeşlilerin yaşadığını biliyoruz. Köyümüzde bulunan kilise tarlası olarak bilinen, bölgede eskiden Ermenilerin yaşadığı ve bu bölgede yapılan kazılarda kiliseye ait köşe taşlarının çıktığını köylülerimiz anlatırlar. Köyümüzün eskiden Ğıraban veya Deşt denilen yerde kurulu olduğu anlatılmaktadır. Bugün Deşt denilen bölgede yapılacak arkeolojik kazılarda eski Kurmeş köyünün kalıntılarına rastlanılacağı belirtilmektedir.

Gelin Taşları ve Mağaralar önemli tarihi eserler olarak bilinir. Mağaralar bölgesinde toplam 4 büyük olmak üzere ufak birçok mağara vardır. Mağaraların en küçüğü 15 m2, en büyüğü 300 m2 genişliğinde olup iki katlı mağaralarda vardır. Bir mağaranın ortasında çeşme de bulunmaktadır Bunların yanı sıra köyümüzün mezarlığında bulunan Qerib’ de önemli bir ziyaretgah olarak bilinir. Bu mezarlar Qerib Ağbabanın ölümünden sonra Kürmeşli (Orcanlı) bir hayır sever olan Kemal Alkaç tarafından etrafı ve üstü kapatılarak türbeye çevrilmiştir. Şu anda “Ağbaba Türbesi” olarak ta adlandırılmaktadır.

Kürmeş’ten göç edenlerin bugün yaşadıkları bazı alanlar kesin olmamakla birlikte şöyle tespit edilmiştir. Sivas’ın bir çok köyü bunlardan bilinenler Zara ilçesi, Hafik ilçesine bağlı 14 köy, Yalıncak köyü, Aktaş, Değirmen Boğazı, Pir Hüseyin, Benli Kaya, Terekli, Aluçlu Ağıl, Yalnız Ağıl, İn Köy, Evci, Demirci, Derince, İnandık, Kabalı, Divriği ilçesine bağlı, Çamurlu, Pingen (Adatepe) Kırıklar ve Zeynekler mezrası (bu mezralar Çoban Durağı köyüne bağlı) Şahna, Keklik Pınarı, Burmahan ve Sırçalı köyleri (buna ilişkin kaynak olarak Cemşid Mar Koçgiri Destanı kitabından bilgi edinilebilir) Malatya, Erzincan’a bağlı Şemik ve Kömür köyleri Ilıç ilçesinde yaşayanlar ve Kemaliye ilçesine bağlı, Ağıllı, Dilli ve Yokuşbaşı köyleri Kayseri Sarızlı’da Darıdere’nin tamamı Kürmeşli olmakla beraber Ördekli, Çarsak, Tavla ve Kıtıkrat (bu dört köyde karışık yaşanıyor), Gümüşhane Kelkit ilçesine bağlı Ağdağ, Semik, Kömür, Erzincan’a bağlı Mıxar ve Gırmana köyleri, İstanbul’un çesitli semtlerinde, özellikle Okmeydanı’nda yoğunluklu olarak yaşamaktadırlar. Kimilerine göre ’de Kermanşah (İran’a kadar uzanan bölümde) ve Suriye’de (hatta yakın geçmişte birileri köye gelerek atalarının buralı olduğunu belirtmiş ve köylüler arasında bayağı bir şaşkınlık yaratmıştı) yaşadıkları bilinmektedirler,1200 li yıllarda Kurmeşlilerin Kermanşah’dan geldikleri veya onların bu bölgede gittikleri bilgileri ise kesinlik kazanmamıştır.

Bugün ki durumda Kurmeş’te 150 ye yakın bir nüfus barınmaktadır, evlerin çoğu boş ve hatta bazıları bakımsızlık ve sahipsizlikten harabe durumundadır. Köyümüzde 80 li yıllarda yapılan orta okul ve sağlık evi kullanılmamaktadır. Yazımızın giriş bölümünde de belirttiğimiz gibi köyümüz tarihin her döneminde yoğun göçlere ve baskılara maruz kalmıştır, bugün sadece Avrupa ülkelerine göç eden köylülerimizin yaklaşık 1500’e yakın bir nüfusa ulaştıkları gözlemlenmektedir. Giderek kalabalıklaşan fakat bir o kadarda birbirinden uzak ve kopuk yaşayan gerek Avrupa’da ve gerekse de ülke metropollerinde bulunan Kurmeşlilerin yardımlaşma ve dayanışma iradelerini canlı tutma, kültürümüzün bir parçası ve hatta en önemli ögesi olan gelenek ve göreneklerimizin yaşatılması, insanımızın manevi anlamda bir birliktelik yaratarak Kurmeş’te bulunan köylülerine destek çıkması ve onların sorunlarına ortak çözüm üretmesi gibi birçok nedenden dolayı Kurmeş Derneği kuruldu. Kurmeş derneği tabii yalnız Kurmeş’le sınırlı olmayıp bölgenin sorunlarında ortak olma ve çözümler üretmekle görevlidir, bu nedenle Avrupa’da kurulan FDG’ye katılma kararı almış ve Federasyonun kuruluş çalışmalarında bulunmuştur. Gelinen aşamada FDG ile ilişkilerini durduran derneğimiz kuruluşundan bu yana birçok aşama kaydetmiştir. 2008 yılında 170 aktif üyeye ulaşan derneğimiz bugün çeşitli çalışmalar içindedir.

Gelenek ve Görenekler

El Sanatları
Kurmeş yöresinin El Sanatları diğer tüm kültür ögelerinde olduğu gibi esasen Doğu Bölgesinin diğer yöreleri ile Anonim benzerlikler taşmaktadırlar. Köyümüzde Dokumacılık ön plana çıkmaktadır. Kilim,Halı, Yastık, Çanta, Cicim, Keçe, El Çantası, Çorap, Sırt Çantası, Heybe, Kuşak, Örken, İp sayılabilir. Dokularda işlenen Motifler genellikle Urartu dönemi Arya sanatı ile benzerlik göstermektedir. Dokumada Yün temel malzeme olarak kullanılmaktadır. Çuval ve Kara Çadır dokunurken Keçi Kılı kullanılmaktadır, doğal renkler seçilmekte ve kullanılmaktadır. Yayık yaymak için Meşk’te yapılırdı.

 

Mutfak
Yaşam ve Doğa koşulları nedeniyle köyümüzün mutfağı hayvansal ve bitkisel malzemelerden oluşmaktadır. Doğal olarak yetişen Yaban Bitkileri, Un, Süt, Tereyağı, Yoğurt, Çökelek, Peynir, Kavurma kullanılarak yemekler yapılır.
Başlıca yemeklerimiz: Babiko, Gömbe, Keşkek, Bişi, Patila ve Şirekurt.

Diş Ediği
Çocuklar doğduktan birkaç ay veya bazen 1 yılı aşkın bir süre sonra ilk dişini çıkarmaya başlarlar. Diş çıkarma halkımız tarafından genellikle bir törenle kutlanmaktadır. Yiyeceklerin öğütülmesinde, ezilmesinde, parçalanmasında birinci derecede rolü olan dişin ortaya çıkısı nedeniyle düzenlenen bu tören ve eğlencede yiyeceği kutsama, çocuğun rızkını artırma, bereketi çoğaltma gibi dilekler yatmaktadır. Bu törende çocuğun dişlerinin sağlam ve düzgün olmasına yönelik de bir dizi geleneksel uygulama ve pratiklere de baş vurulmaktadır. Kurmeş köyü ve civarında bu gelenek genellikle Edik dağıtımıyla yapılır. Çocuğun ilk dişi düştüğünde genellikle birilerinin ardında veya çocuk bir dilek tutarak kendi arkasına atar. Diş ağrısı esnasında ise ağaca bir çiviyle bir kâğıt asılır ve böylece ağrının hafifleyeceğine inanılır.

Folklor
Köyümüzün folkloru, Doğu Bölgesinin genel folkloru içerisinde yer aldığında bunlarla da bir uyum içerisinde olduğu görülmektedir. Giyim ve Kuşam erkeklerde Şalvar, Yelek ve başlarında kasık Huni şeklinde bir Külah etrafında bir Puşu sararlardı ki bu Doğu bölgesinde kullanılan “Şaşik” denilen başlıklar gibidir. Günümüzde ise bu giyim tarzı terkedilmiştir.

Kadınlarımız da başında beyaz ve etrafı renkli boncuk veya benzeri şeylerle süslenmiş bir Fino taşırlardı. Günümüzde halen taşıyanlar vardır. Yöremizde oynanan Halk oyunları çevre köylerle benzerdir. Saz, Davul Zurna veya Klarnet eşliğinde oynanan oyunlardan bazıları Nare, Karaçor, Gowend, Nure, Tanzara, Deli Loy sayılabilir.

Baran Güner

Evlenme
Evlilik iki gencin tanışarak birbirlerini sevip hayatlarını birleştirdikleri bir kurumdur. Evlilik iki bireyin yaşamlarını birlikte sürdürmeleri noktasında bireysel olmakla birlikte evlenen gençlerin aile ve yakınlarınındı kendi aralarında akrabalık bağları oluşturmaları açısından toplumsal bir olgu olarak algılanır. Kürmeşlilerde düğün, köyün tamamını içine alan bir faaliyet olması nedeniyle bir “bayram” anlamı kazanır. Evliliğin aşamaları sırasında yapılan törenlerin bazıları yeme-içme, eğlence havası içinde geçerken, bazıları ise düğün öncesi şayet gelin veya damadın yakınlarından biri vefat etmişse “ağıt” görünümündedir.

Evliliğin tümünü içine alan töre ve törenlerin sergilendiği aşamalar köyümüzde şöyle sıralanabilir: Düğün öncesi, Görücülük, Kız isteme, Söz kesme, Şerbet, Nişan, Düğün okuntusu, Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi ve sonunda Düğün eğlencesi.

Her iki taraf da hazırlıklarını tamamladıktan sonra kız evinde daha çok kadınların katılımıyla nişan töreni yapılır. Erkek tarafı gelin için alınan takıları takar ve diğer hediyeleri verir; karşılığında kız tarafı da hediyeler verir. Nişan töreni isteğe bağlı olarak yemekli de olabilir. Eğlencelerle bu mutlu olay aynı zamanda kutlanmış olur. Nişan hem evliliğe atılan bir adım hem de her iki taraf için bir tanışma ve uyum, düğün için kararlaştırılan sürenin başlangıcı anlamlarına gelmektedir. Eğer taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa nişan bozulabilir. Ancak bu, hiçbir zaman tercih edilen bir durum değildir. Bundan sonra düğün aşaması gelmektedir. Öncelikle çevredeki insanların düğüne çağrılması gerekmektedir. Düğüne çağrı aşamasında son zamanlarda u geleneklerin dışına çıkılarak köyde bulunan kişilere “davetiye” dağıtmaktır (eskide heybe ile at sırtında davetiye yerine elma vb. verilirdi). Köy evi yerine düğün salonları tercih edilmektedir. Bunun için uygun bir kişi görevlendirilir ve bu kişi köyü dolaşarak davetiyeyi dağıtır. Biz burada Köy düğünlerimizden bahsedeceğiz. Masallarda her ne kadar kırk gün kırk gece süren düğünlerden söz edilse de, köyümüzde düğünler genellikle üç gün sürmektedir. Son zamanlarda ise yalnız hafta sonları olan iki günlük düğünler hem ekonomik hem de sosyal açıdan tercih edilmektedir. Eskiden düğünler köyde yapılırken salıdan perşembeye veya cumadan pazara kadar sürerdi. Düğün günü gelen konuklar beraberlerinde çeşitli hediyeler getirirlerdi, düğüncüleri düğün sahipleri çalgılarla karşılarlardı.

Kirvelik
Kirvelik, yöremizde „Kirva“ ismiyle tanımlanmaktadır ve kısaca birbirine daha yakın olmak iki ailenin, ailelerden birinin sünnet töreni masraflarını karşılamasıyla oluşan bir sanal akrabalık kurumu olarak tanımlanabilir. Kürmeşte bu durum biraz daha farklı uygulanır, Kirvenin yaptığı masrafları çocuğun ailesi hesaplar ve bir jest olarak Kirvanın yaptığı masraftan fazla olacak şekilde geri öder, bu geleneğin bir parçası olarak yöremizde kök salmış fakat günümüzde kirvelik yapan kişi bu durumu kabul etmeyebilir. Kirve, sanal akrabalık kurulacak olan ailenin erkek çocuğunu sünnet esnasında kucağına alarak çocuğun acı çekmemesi için destekte bulunacak ve aynı zamanda törenin ekonomik giderlerine kısmen de olsa katkıda bulunacak olan kişidir. Kirvelik kurumu aracılığıyla nasıl çocuklarını birbiriyle evlendiren kimseler bir hısımlık ilişkisi içerisinde iseler, birbiriyle kirvelik ilişkisi içerisine giren ailelerde kalıcı bir dostluk ilişkisi kurarlar. Kirvelik yöremizde aynı zamanda aradaki dargınlıkların ve düşmanlıklarında sona ermesinde önemli bir silahtır. Kirvelik kurumu geçmişte daha yaygın olmasına karşın günümüzde de halen geçerliliğini sürdürmektedir. Kirvelik yoluyla kurulan ilişki ölene kadar devam eder. Kirve çocukları arasında evlenme yasağı vardır. Bu yasak kirveler arasındaki ilişkinin daha serbest dolayısıyla da daha güçlü ve kalıcı olmasını sağlamaktadır.