Kurmes Dernegi Resmi Web Sitesi

Düzenbazların Devranı

Düzenbazların Devranı

 

ffBakmayın siz AB ülkelerinin şu anki durgun haline,yoksul ülkeler üzerindeki hegemonyaları sayesinde ülkelerine getirdikleri ucuz hammadde ve işgüçleri ile kendilerine bir refah sağlamış gibi gözükseler de kapılarına dayanan en ufak bir krizde dahi yalpalıyorlar..

Bakınız şu son yıllardaki göçmen krizine, harap ettikleri sömürdükleri ülkelerin vatandaşları kendi refah dünyalarına doğru göçü başlar başlamaz hemen arayışlara girdiler, RTE gibi diktatörlüğe koşan liderler veya ülkelerle kirli işbirliğine giriştiler, sözde insan hakları kavramını bir kenara bıraktılar, insani yardım dedikleri toplantıları itibar görmüyor ve artık dünyamızda kimse tarafından samimi karşılanmayıp ikiyüzlülerin buluşması olarak yorumlanıyor..

 

Göçmenler üzerinde estirilen bu rüzgar aslında bir ölçüde de derinden yaşanmakta olan ekonomik krizlerin kendi kamularına yansıtılmaması farklı olaylar ve gelişmeler üzerinde giderilmeye böylece kendilerini kurtarmaya çalışma dönemi geçiştirme politikalarından başka birşey değildir.

 

Bütün bu çatışmalar ve göçlerin tek nedeni kapitalizmin sebep olduğu ekonomik krizlerin tamda kendisidir. Göçler,işssizlik vb.geçici sorunlar değildir bu sorunların başka olaylara bağlanması dönemsel geçiştirmeler uzun süreli düşünüldüğünde çare değildir, Almanya'da üniversite mezunlarının iş bulamaması gastronomi gibi yerlerde çalışmalara başlaması bu ülkenin geleceği açısından da bizlere ipucu vermektedir, yani ekonomisi güçlü olan bir Almanya dahi kendi eğittiklerine iş alanı sağlayamayacak duruma gelmişse kapıdaki krizin düşünüldüğünden de daha büyük olacağı sinyalleri şimdiden verilmeye başlanmış diyebiliriz..Fransa'nın durumu ortada, şu anda yaşanan grevler ve petrol sıkıntısı AB ülkelerinin önümüzdeki yıllarda daha büyük krizlerle baş başa kalacağının ilk işaretlerinden biri, Zaten uzun zamandır lokomotif ve hava taşımacılığı alanında süreli grevler yapılmaktadır. Belçika’dada grevler devam etmektedir.

 

Kendi ülkelerinde emeklilik yaşını giderek yükselten deyim yerindeyse mezarda emeklilik yasasını getiren, kiralık işçi çalıştırma yasasını benimseyen, işçi haklarını her alanda kısan kapitalist sistem buna karşılık yoksul ve ekonomisi sıfır olan ülkelere de insanlık dersi vermeyi onların iyilik ve kurtarıcı meleği gibi görünmeyi ihmal etmiyorlar oysa bilinen tek gerçek o ki kapitalizm girdiği her yeri talan etmiş kendi çıkarları için iç huzursuzluk çıkarmış ve toplumsal krizlerde dahil olmak üzere kirli çalışmalar yürütmüştür. Bu durumun en belirgin ve en erken etkilenen hareketlenen yanı hiç kuşku yok ki din merkezli partiler ve gerici odaklardır. Bu partileri ve gerici örgütleri istedikleri gibi kullanabiliyorlar Bunun en belirgin örnekleri Afganistan’dır,Irak’tır,Suriye’dir, Afrikanın bir çok ülkesi ve bu ülkelerdeki islami örgütlerdir.

 

Merkel’in RTE ile diyaloğu aslında bu döneme ait bir diyalog değildir, Türkiye ile Almanya devletleri arasından tarihten bu yana süregelen ve aslında ırkçı temelde de birbirlerine benzeyen bir ulus yapıları vardır ulusal işbirlikler mevcuttur. Bunu dünya savaşlarında aynı cephede yer alırlarken de gördük. Yoksa bugün Türk devletinin terörü bitirmek bahanesiyle sivil kentleri bombalaması evleri yıkması insanları şimdilik iç göçe zorlaması ama bunun genişlemesi halinde de dış göçe zorlayacak olmasını Merkel’in farketmemiş olması yada görmüyor olması mümkün mü? Elbetteki mümkün değil ama devletler arası ilişkiler aynı zamanda kirli ittifaklara da göz yumabiliyor ki buda kapitalizmin önemli bir ayak oyunudur..

AB ülkeleri kapılarına dayanan krizi aşmak için kemer sıkma politikalarını toplumsal muhalefete rahmen yürürlüğe koymaya kararlıdırlar ama bu durumda krize çare olmayacaktır.Fransa’da yeni çalışma yasasına karşı grev dalgası büyüyor, Belçika’da kemer sıkma politikasına karşı büyük bir kitle direnişi devam ediyor..

 

Sonuç olarak AB ülkelerinde hal buyken dünyadaki göçmenlere karşı yaptıkları toplantılarla birşey yapacaklarına inanmak biraz saflık olacaktır. İyilik meleği olmalarına gerek yok BM nin 2010 Haiti depremi için topladığı yardımlardaki yolsuzluklar henüz hafızalarda duruyor.Gerçek politikalar ve çözümlerle insanların kutuplaşmadan yaşamalarına olanak tanıyacak adımlar atılmalıdır. Herşeyden önce insan hayatı esas alınmalı ve bu alanda yapılan katliamlara karşı dürüst bir duruş sergilenmelidir. Türkiye‘de toplantı yapıp RTE nin diktatörlüğe giden haline göz yumup ordaki kürtlerin katledilişlerine sessiz kalacaksanız insanlığınızın tartışılır olacağını da tüm dünya halkları görmüyor değil. Kokteyli lüks buluşmalar yerine çamurlu tozlu çadırların bulunduğu yoksul sofralara, evleri yıkılmış katledilmiş geleceği karartılmış ailelere konuk olupda sorunları yerinde tartışıp halkla çözümler bulmak daha doğru olmaz mı??

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.