Kurmes Dernegi Resmi Web Sitesi

Kürtlerin Başarısı Özgür Bir Kürdistan'dır

Kürtlerin Başarısı Bağımsız Ve Özgür Bir Kürdistan Olacaktır

1618447 10152541181148247 8078181868217508168 n“Her demokratik ilke, soyut olarak değil, demokrasinin temel ilkesi sayılması gereken şeyle ilişkisi içinde değerlendirilmelidir.Devrimin diline çevrilirse anlamı şudur: Devrimin başarısı,en yüce yasadır.” Bu sözler 30 Temmuz 1903 yılında “diktatörlük” kavramına karşı çıkan Plehanov tarafından söylenmiştir.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra uzun süre tek parti hüküm sürdü, bunun nedeni Kemalizmin, kendisi dışında var olan farklı inanç ve eğilimlere siyaset yapma yasağı ile birlikte hareket alanlarını daraltma kontrol altına alma amacıydı yani bir diğer deyişle çaktırmadan, sunni mezhepleri incitmeden,incitmeden diyorum çünkü Diyanet diye bir kurum kurarak tek din olgusunu merkezileştirdi, bir baskı iktidarı kurma amacıydı, nitekim Cumhuriyet dönemlerinde, özellikle alevilere karşı, uygulamaya konulan yasaklayıcı yasalar ve katliamlar bunun en belirgin yanıydı. Benzer uygulamalar aslında diğer ülkelerin tarihlerinde de vardı yani TC bu uygulamaları başkalarının tarihine bakarak uyarlıyordu örneğin İtalyan Cumhuriyetinin burjuvaları, soylular sınıfına bağlı bütün insanları politik haklarından yoksun bırakmışlardı. Yani iktdara kim gelmiş ve gücü eline almışsa kendilerine muhalif olan tarafları baskıyla ve kendilerine göre demokratik fakat karşıtlarına görede antidemokratik uygulamalarla bertaraf etmeye çalışmışlardır.

Türkiye son 30 yıldır kendi tarihinden farklı bir durumla karşı karşıyadır bu farklılık iki ayrı düşüncenin yaşama uyarlaması ve gündemi belirlemesindendir,Kürt hareketinin gelişen büyüyen ve bölgede etkili olan mücadelesi ile farklılıkları redetmekte direten ve tekliği dayatan sistemin mücadelesi.Yani bir başka deyişle bugünkü belirginlik bir AKP-HDP çekişmesine kadar gelmiş bulunmaktadır.

Yazının başında verdiğim alıntıdan da anlaşılacağı üzere bugün Türkiye’de bir demokrasi söylemi bir kardeşlik projesi söylemi ve bu alandaki detayları tam olarak bilinmeyen müzakereler, karşılıklı atışmalar, suçlamalar devam edip gitmektedir.Öte yandan da parçalanmış Kürdistan topraklarında gözle görülür bir savaşın şiddetini arttırdığı, göçlerin arttığı, düşmanlarının hergün biraz daha gün yüzüne çıktığı, özellikle din adı altında katliam girişimlerinin yaşandığı bir süreç yaşanmaktadır.

Dinsel ve politik inançları kullanarak kendi iktidarını sürdürmeye çalışan AKP hükümeti kendi politik ömrünü ve iktidarını sürdürmek için Türkiye’nin sorunlarına eğilmekten ziyade kendilerine rahatlık getirecek ve iktidarını sağlamlaştıracak yaptırımlarla meşgul olmaktadır,kürt sorunu karşısında onlarca tezkere çıkardılar sınır ötesi hareketler yaptılar, Kürt avukatlarını tutukladılar,siyasetçilerine yasak getirdiler,çocukların ölümlerine dahi seslerini çıkarmadılar, polisiye önlemler adı altında yeni yeni yasalarla meşgul oldular.AKP büyük bir güce sahip olmuş durumda bu nedenle bu gücü koruma derdine düşmüş memleketin sorunlarını sadece sözde çözümlerle ifade etmekten öteye gitmemiştir.

Türkiye’ye bağlı Kürt sorunun çözümü projelerinin, iktidarın desteklediği gerici yobaz güçlerin Kobane’de Şengal’de estirdikleri terörü göre göre ve bile bile  inandırıcılıktan çok uzak olduğunu anlamamak saflık ve kurnazlık olmaktan öteye başka bir mana taşımayacaktır. Sormak gerek: TC ye bağlı yeni bir anayasanın hazırlanması Kobane’de yaşananlara nasıl çare olacak? Şengal halkına nasıl çare olacak? Şayet bu parçada yaşananlar ve bu halkın geleceği Türkiye parlementosunda çalışma yürüten Kürt parlementerleri ilgilendirmeyecekse-ki ilgilendirmeli- Kürt halkı adına veya özgürlüğü adına çıkıp siyaset yapmaları ne kadar doğrudur?  Ve hangi eksenlidir?

Türkiye Cumhuriyetinin kendi sınırları içerisindeki vatandaşlarına “türk”ten başka bir tanımlamayla yaklaşmamaktadır.Hatta yurttaşlık derslerinde verilen bilgilere bakıldığında kürt,çerkez,laz ve diğer azınlık halklara karşı şunlar ifade edilmektedir ve hala bugünkü liderleri de aynı mantık ve kafayı korumaktadırlar.Onlara göre Türkiye’de yaşamakta olan herkes türktür:  Bugünkü Türk ulusunun siyasal ve toplumsal birliği içinde kendilerine Kürtlük, Çerkezlik, Lazlık ya da Boşnaklık düşüncesi aşılanmak istenmiş yurttaş ve ulustaşlarimız vardır. Ancak geçmişin zorbalık dönemlerinin bir sonucu olan bu yanlış adlandırmalar, -düşmana alet olmuş birkaç, gerici, beyinsiz dışında- ulus bireyleri üzerinde üzüntüden başka bir etki yaratmamıştır. Çünkü ulusun bu bireyleri de genel Türk toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ‘ahlak anlayışına ve hukuka sahip bulunuyorlar.

Yalan dolan hiç bir zaman gerçeği yayma aracı olamaz.Yalan ve dolanlarla halkın inançlarını sömüren ve istedikleri gibi at oynatanların memleketin gerçek anlamda sorunlarına kalıcı çözümler üretmesi ve hele hele kafalarında sadece “Tek”lik varsa beklenemez. Kürt siyasi hareketlerinin 30 yıllık mücadelesi bunları tanımıyor mu? Elbetteki ençok etkilenenler,baskıya maruz kalanlar, zulüm görenler ve katledilenler olduğuna göre hepimizden çok daha iyi tanımakta ve görmekteler. Buradaki asıl sorun son bölgelesel gelişmeler ve Kürt toplumunun bir bütün olarak yaşadığı sorunlar karşısında bütünü kapsayacak politikaların diğer bölgelerle birlikte yürütülüp yürütülmeyeceğidir.

İran’da hergün birkaç Kürt genci idam ediliyor,Suriye’deki gelişmeler endişe verici, her ne kadar Kürt halkının kantonları ve yerel yönetimleri varsa da gelinen noktada İŞİD saldırıları da gösterdiki güçlü bir saldırı karşısında kendilerini savunma şanslarının çokta olmayacağıdır.Uluslarası destek olmasa bu kantonların yıkılması çokta zor olmayacaktır. Haseki’de Suriye ordusunun kürtlere saldırısı da gelecek günlerde ABD ve emperyalist güçlerin Esad’la anlaşmaları halinde Özgür Suriye Ordusundan sonra bu kantonlara savaş açacağının işaret fişeğidir.

HDP parlementoya girdiği koşullarda Kürt halkı için neler yapacak veya ne yapabilir?

“Her demokratik ilke, soyut olarak değil, demokrasinin temel ilkesi sayılması gereken şeyle ilişkisi içinde değerlendirilmelidir” ilkesini baz alırsak HDP ve AKP nin çözüm sürecinin dayandığı ilkeler tam olarak bilinmiyor, buda Kürt halkının beklentileri açısından çokta kapsayıcı ve bütünleyici umutlar beslemiyor,nihayetinde HDP ve Öcalan merkezli bir çözümün  sadece Türkiye eksenli olması genel olarak Kürdistan’ın bütün parçalarını kapsamayacağından özgürlükçü olmayacağı bu tarzlada olamayacağı düşüncesinden hareketle demokratik ilkelerin esasen Kürt halkının birliği çerçevesinde temel bir ilkeye dönüştürülmesi en doğrusudur. Demokrasinin temel ilişkisi şayet HDP içinde parlementoya girmek ve barajı aşmaksa bu asıl devrim amacından uzaklaşıp Kemalizmin çizdiği sınır ve ilkeler bazında Türkiye’ye yeniden bir görüntü vermekten öteye başka birşey değildir.Araçlar bazen mücadeleyi yolundan çıkarabilir,farklılaştırabilir amacından uzaklaştırabilir.HDP nin Türkiyelileşme projesini bir Kürt olarak nasıl algılamam gerektiği sorusuna henüz tam olarak bir cevapta bulmuş değilim.

HDP nin seçim propagandasında sadece Türkiye halklarının birlik ve dayanışması öne çıkmakta etnik yapıların haklarının verilmesi dillendirilmektedir.Oysa 30 yıldır bağımsızlık ve özgürlük uğruna şehit düşmüş Kürt gençlerinin en temel isteği bir gün Kürdistan’ın özgürleşeceği hayaliydi yani tekrar Türkiye’ye bağlı bir gelecek değildi. Bugün ise gelinen noktada özellikle Türk Solununda belli şahsiyetlerinin HDP içerisinde etkili olması sağlandıktan sonra özgürlüğe giden yolların tekrar bağımlılığa ve demokrasi oyunlarıyla da halkı bu yüce özgürlük hedefinden uzaklaştırarak bu durumu kabüllenmelerini sağlamaya çalışmaktadırlar. Herzen yıllar önce şunları yazıyordu:”Toplumsal ilerleme ancak,tam bir cumhuriyet özgürlüğü,eksiksiz bir demokrasi eşitliği ile olabilir”Herzen burada sosyalizme götürmeyen bir cumhuriyet bizim için bir hiçtir diye devam ediyordu. Aynı şeyi biz kürtlerde düşünebilmeliyiz bizi özgürlüğe bağımsızlığa götürmeyen bir cumhuriyet bizim içinde bir hiç olmalıdır çünkü bu sorun, temelinde çözülmedikçe, bu mücadelenin ileriki yıllarda tekrar karşımıza ,belki de, daha acımasız bir şekilde çıkacağıdır.

“Devrimin başarısı,en yüce yasadır.” Söylemini bir Kürt olarak bende yorumlarsam ,kürtlerin başarısı bağımsız ve özgür bir Kürdistan olacaktır, derim.Türkiye parlamentosunda yapılacak yeni bir yasa Kürt halkının başarısı olamaz olsa olsa eğemen güçlerin kürtleri pasifize etme başarısı olacaktır. Kürt halkının en büyük başarısı bütün parçaların birleşimiyle oluşturulacak Ulusal Kürt kongresidir.Türkiye’de, Edirne’den Ardahan’a kadar geleneği bugünkü Kürt siyasetçileri tarafından da aynen tekrarlanmaktadır. Kürt siyasetçileri konuşmaları arasına Rojava ve Şengali’de katarak genel bir sahiplenme göstermeye çalışsalar da-ki gösteriyorlar-sonuçta TC’ye bağlı bölünmez bir çözüm istediklerinden Misak-ı Milli sınırları içerisine hapsedilmiş bir siyasetten öteye gidemeyecekleridir.Sonucun nelere tekabül edeceği önemlidir. Rojava’da ki Kürtlerin mücadelesi ve Güney Kürdistan’ın durumu aslında şu anki konjuktürde HDP de çalışanların sadece ve sadece propaganda ve ajitasyon aracı olarak kullandıklarına inanmaya başladım.Bunun nedeni ise genel seçimlerdeki tutum ve siyaset araçlarıdır, yani TC ye bağlı bir siyaset ne Rojava’daki Kürtlerin kaderini değiştirir ne de Doğu ve Güney Kürtlerinin kaderine etki eder. Belki Türkiye’deki azınlıkların sorunlarına çare olabilir ama bağımsız bir Kürdistan’ın asla.O zaman ister istemez sormak gerek:

Nedir bu “demokratik açılım”veya “Türkiye’lileşme” kavramı? Biz kürtler açısında ne anlam ifade edecek? Eğer Kürdistan’ın diğer parçaları ile bütünleşmeyecek bir çalışma ise bize yararı ne olacak? Veya en kısa ve net bir soruyla Kürtlerin kendi özgürlüklerinden başka böyle bir şeye ihtiyacı var mı? Bu soruların cevabını HDP den almak isteriz elbet ama şu anki gidişat ve hedef Kürt halkının özgürlük mücadelesi hedefinden çok Türkiye’lileşme hedefi olduğunda sorularımızda haliyle açıkta kalacak.

“Demokratik bir Cumhuriyet” çatısı altında kurulacak yeni bir anayasayla, olsa olsa belki ,oda  zayıf bir halka, Türkiye işçi sınıfının örgütlenmesi güçlenebilir bunun dışında Kürt halkının özgürlük talepleri tekrar askıya alınır.Demokratik Cumhuriyet biz kürtler için nihayi bir çözüm değildir çünkü kürtlerin durumu çok daha farklı ve birleşik bir mücadele gerektiriyor tek tek veya parça parça verilen mücadeleler, elde edilen kazanımlar, asıl bağımsızlıktan uzak sadece bölgesel kuruluş veya varoluş mücadeleleridir, ki buda Kürt sorunun ileriki yıllarda hep yeniden yeniden kapımıza dayanacağının garantisidir. HDP seçimlerde şayet Kürt oylarının yüzde yüze yakınını alabilirse buda bir devrim niteliğinde sayıla bilinir ve  Kürt halkının kendi kaderini tayini için fırsata dönüştürüle bilinir belki bu amaçla bütün kürtlerin bu seçimlerde HDP de birleşmesi ve oylarını kullanması daha gerçekçi olacaktır.ama gerek kürtlerdeki aşiret yapısı gerekse dini etkiler ve şu anki gidişat böylesi bir ihtimali ortadan kaldırıyor.

“Kürdistanın bağımsızlaştırılması bizler için en yüce yasadır” şayet bu olmayacak ve bugünkü olanaklarda bu ortaya çıkmayacaksa bundan en büyük sorumluluk Türkiye Kürtlerinin olacaktır.Bizler Türkiye’de hiçbir zaman gerçek anlamda bağımsız bir ülke için mücadeleyi derinleştirmedik, mücadelenin kitleselleştiği ve derinliği yakaladığı dönemlerde de içimizdeki kemalist sevdalıların devreye girmesiyle bu hedef pasifisize edildi ve süreç içerisinde bastırıldı. Kürt halkının sahip olduğu devrim olanakları hiç bir dönem bu kadar çok bu kadar yakın olmamıştı bu nedenle şayet bu dönemde devrim gerçekleşmeyecekse ne zaman?

A.Haydar Gürbüz(Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. )