Kurmes Dernegi Resmi Web Sitesi

2014 Newroz’u ve Sonrası - Hıdır Güneri

2014 Newroz’u ve Sonrası - Hıdır Güneri

Resim 0612014 Newroz’u Diyarbakır’da milyonlar tarafından tam bir bayram havasında ve coşkuyla kutlandı. Polisin müdahale etmemesi sonucu hiçbir olay çıkmamış ve büyük bir demokratik olgunluk içinde geçmiştir. Oraya toplanan milyonlarca insan, barışa olan özlemlerini dile getirmiş ve bir daha barışta ne kadar kararlı olduklarını ortaya koymuşlardır. Uzun süreden beri verilen mücadelede elde edilen tecrübelerle Türkiye halklarına örnek olabilecek bir kararlılık ortaya konmuş ve mücadele ile neler yapılabileceği gösterilmiştir.
 
Bir Alman atasözü şöyle der. ‘’Zor durumda olanlar mutlaka bir çıkış yolu bulur ve bu yol da genellikle doğru olur’’. Bugün gelinen noktada inkar ve imha siyasetinin iflas ettiği ve artık yürütülemeyeceği bütün herkes tarafından kabul edilmektedir. Bundan sonra bu kazanımların doğru bir şekilde kullanılması ve geliştirilmesi çok daha önemlidir.
İmha ve inkar politikaları asla uygulanmamalıdır,
Kadının toplumdaki yeri sağlamlaştırılmalıdır,
Çevre duyarlılığı ve koruması artırılmalıdır,
Kapitalist moderniteye karşı mücadele edilmelidir,
Bürokratik oluşumlara (siyasi parti, devlet ve askeri) izin verilmemelidir,
Ekolojik toplum modelleri uygulanmalıdır,
Öz savunma mekanizmaları geliştirilmelidir,
Kapitalist temsil sistemlerine karşılık doğrudan temsil yaygınlaştırılmalıdır.
 
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın okunan mektubunda dile getirilen barış mesajları ve barıştaki kararlılık bütün Türkiye halkı tarafından olumlu karşılanmıştır. Bu süreci başarısızlığa uğratmaya çalışanlar ise bir daha hayal kırıklığına uğramışlardır. Özellikle bu çevrelerin genel eleştirilerine baktığımızda;
PKK niye savaşmıyor,
PKK niye barışta bu kadar ısrar ediyor,
PKK niye Türkiye halkı ile ortak mücadeleden bahsediyor,
PKK niye bağımsız bir Kürdistan kurma hedefinden vazgeçiyor,
PKK lideri Türk devletine hizmet ediyor,
PKK lideri Atatürk’e saygı duyuyor,
PKK lideri Erdoğan’ı kurtarıyor.
Barış kararlılığı bütün bu kötü niyetlilerin heveslerini kursaklarında bırakmıştır. Şu anlaşılmıştır ki savaş süreci artık bitmiştir ve bundan sonrası kararlı ve onurlu bir barıştır. Bundan sonra herkesin önünde duran en önemli görev, kazanımlardan ödün vermeden bu amaca hizmet etmek ve bütün bu kötü niyetlilerin çabalarını boşa çıkarmaktır. Bu nedenle bu sürece herkes tarafından katkı sunmalıdır.
 
Ülkemizde bir yıl içinde üç önemli seçim vardır. Bu seçimlere yıpranmış ve birçok yolsuzluğa bulaşmış bir hükümet ile giriyoruz. Türkiye tarihinde muhalefet açısında bundan daha uygun koşullara herhalde bir daha sahip olunamaz. Ancak bütün bu koşullara rağmen muhalefetin güven vermemesi sonucu iktidar partisi güç kaybetmeden yoluna devam etmektedir.
 
Muhalefete olan güvensizlik Türkiye halkının, Kürt siyasetine olan ilgisini artırmaktadır. Şimdilik mesafeli dursalar bile ileride bu hareketi destekleyebilecekleri görülmektedir. Bu nedenle kapitalist sistem partilerinin hatalarına düşmeden objektif siyasi kriterlere göre yapılacak olan siyaset tarzı, ileride bu anlayışın iktidar olabileceğini göstermektedir. Yerel yönetimlerde alınacak olan başarı bunun bir belirteci olacaktır.
 
Dünya ve Türkiye siyaseti açısından baktığımızda bundan sonraki mücadeleler, Kapitalizm ve onun kurallarını acımasızca uygulamaya çalışan yerli memurlar ile buna karşı mücadele eden halklar arasında geçecektir. İşte bu nedenle Kapitalist sistem özellikle soğuk savaşın bitmesinden sonra dünyanın bütün ülkelerinde yeni bir konsept ile halk ayaklanmalarına karşı yeni gizli örgütlenmelerini oluşturmaya başlamıştır.
 
Siyasi kadrolarını güçlendirmiş ve ciddi projeleri olan bir oluşum halkın güvenini kazanacaktır. Kürtler, bu uzun mücadele döneminde kazandıkları tecrübe ile diğer halklara örnek olabilecek bir birikime ve deneyime sahip olmuşlardır.