Kurmes Dernegi Resmi Web Sitesi

Dersim 37-38 Soykırım Karşıtı Dernegi başkanı Ayfer Ber ile konuştuk.

Dersim 37-38 Soykırım Karşıtı Komitesi Dersım Davasını Lahey Adalet Divanına taşıyor. Bu konu ile ilgili komite başkanı Ayfer Ber ile konuştuk.

 

Röportaj : Seyîdxan Kurij
Seyîdxan Kurij: Dersim 37-38 Soykırım Karşıtı Komitesi hakkında bizi bilgilendirirmisiniz, nasıl ve hangi amaç ile ortaya çıktı?

 

 

Ayfer Ber: Komitemiz yaklaşık iki yıldır kurulan bir kurum.Bu kurum bir ihtiyaçtan kaynaklı kuruldu. Dersimde yaşanılan soykırımı Uluslar arası arenaya taşıyarak halen devam eden katliam ve soykırımların bir daha yaşanılmaması için Türk devletinin soykırımla yüzleşmesi ve bir daha bu katliam ve soykırımların yaşanılmaması için Dersimle yüzleşmesi ve katliamlara son vermesi için kurduk bu komiteyi.

Seyîdxan Kurij: Bu kurumlar şimdiye kadar hangi faaliyetlerde bulundular?

Ayfer Ber: Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti, Demokratik Alevi Federasyonu,Y ekkom, Kurmeşlıler derneği, Avrupa Parlamentosu Sol ve Yeşiller partisi, çeşitli demokratik kitle örgütlerinin desteğiyle önemli faliyetler sürdürdük.
Bugüne kadar çok önemli çalışmalar yürüttük. Dördü Avrupa Parlamentosu, biri Berlin Eyalet Parlamentosu olmak üzere toplam beş Uluslar arası Konferans örğütledik. Konferanslarımıza kendi dallarında uzman siyesetçi, Avukat, Parlamenter, Yazar, Bilim adamları, Profesörler, Tarihçiler, Canlı tanıklar, Demokratik kitle örğütü temsilcileri yüzlerce insan kattık. Bu konferanslarda Dersimde yaşanan trajediyi dünya komuoyuna deklere ederek Dersimde sıradan bir ayaklanma sonucu bir katliamın yapılmadığı, Planlı programlı bir soykırımın yapıldığını Dünya komuoyuna deklare ettik.
Çünkü Dersimde o döneme kadar yüzün üzerinde seferin denendiği ama Dersim 37-38 zin dönüm noktası olduğunun altını çizdik.
Geçen sene onbin imza toplayarak Dersim soykırımının tanınması için 36 ülkenin parlamentosuna sunduk. Halkımızdan çok büyük destek aldık. Bir hafta gibi kısa bir sürede onbin imza toplamıştık.
Sunduğumuz Ülkelereden Almaya ve İsveçten olumlu cevap aldık.
Mesela Alman parlamentosunda gelen bir mektupla petitsionausschusun olayın yani Dersim soykırımının Völkerrecht adı altında federal parlementoda görüşüleceğini belirti.
Laheyden sonra bu çalışmalarımıza ağırlık vererek bir çok ülkenin parlamentosunda Dersim soykırımının tanınması için çalışmalarımız devam edecek.
Dava avukatlarımızdan sayın Amerikalı insan hakları savunucusu ve birçok Uluslar arası savaş suçu gibi davalara bakan sayın Barry Fişcher, Hırant Dink'in, Zirve Yayınevi, Dersim Soykırım avukatı sayın Erdal Doğan geçen sene nisan ayında Dersime giderek canlı tanıklarla buluşarak 225 sayfalık rapor, sayın Sosyolog İsmail Beşikçi'nin 26 sayfalık bilirkişi raporu ve 100 civarında mağdurların davacı olmasıyla Dersim davasını Lahey Adalet Divanı'na taşımaktayız.
Çalışmalarımız Avrupa'nın  bir çok önemli şehirlerinde paneller, söyleşiler, soykırımı anlatan film, imza kampanyaları, standlar ve davayla dayanışma yemekleri gibi çalışmalar örğütledi.
Birleşmiş Milletler olmak üzere bir çok önemli görüşme gerçekleştirdik.

Seyîdxan Kurij: Bu kurumların faaliyetlerinin amacı nedir?

Ayfer Ber: Kurumlarımızın tek amacı yaşanan soykırımın kabul edilmesi ve devletin kendi tarihiyle yüzleşerek bir daha katliam ve soykırımların yaşanılmaması. CHP ye gönderme yaparak Literatürde yeri varsa Dersim halkından özür diliyorum diyen Başbakan Erdoğanın özrün gereklerini yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Tıpkı diğer katliam ve soykırımlarla yüzleşen liderler gibi özür dilemeli Erdoğan. Willy Brand'ın soylu davranışı gibi Dersime gitmeli Seyit Rıza'nın anıtı önünde devlet ekranları önünde Dersim halkından özür dilemeli. Herşeyden önce Dersim'den özür dileyen bir hükümet şu an Kürt halkına dayattığı soykırıma son vermesi gerektiğine inanıyoruz. Roboskide katledilen 34 insanımız acaba başka bir dönemdemi katledildi. Pozantı'da tecavüze uğrayan Kürt çocukları, koyun otlatırken katledilen Ceylanlar ve binlerce insanın cezaevlerinde olduğu tutsak bir ülke.

Seyîdxan Kurij: 23 Kasım 2012 tarihinde Lahey'de Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığına şikayet başvurusu yaptınız. Bu dilekce de ki istemleriniz nelerdir? Somut olarak ne talep ediyorsunuz? Bu mahkemenin yaptırım gücü var mı?

Ayfer Ber: Türkiye'nin uluslararası ceza mahkemesi yetkisini çok uzun zamandır tanımadığını bilmekteyiz, bu konuda özellikle 2008 yılında dönemin Genelkurmay Başkanlığının ve savunma bakanlığının görüşü ile hükümetin hareket ettiği de gündeme geldi. Nedeni ise küçük veya büyük çapta çatışmaların sürdüğü noktada olası savaş suçları ya da olası işlenebilecek insanlığa karşı suçlarda hem başbakanı hem de bürokratlarını sorumluluktan kurtarmaktı. Keza neden haklılardı çünkü tüm dünyanın gözü önünde Roboski'de(Uludere) hükümet ve bürokratları insanlığa karşı bir suç işlediler.
Uluslarassı Ceza Mahkemesi'ne başvurumuz yalnız 37-38 'e dair işlenmiş katliamlar değildir. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisini kazandığı 2002 yılından itibaren Cumhuriyet rejiminin sürdürdüğü politikanın anadil, inanç üzerinde sürdürdüğü yasak ile  inançın kutsal mekanı olan doğa üzerinde gerçekleştirdiği barajlar, mayınlamalar, orman yakmalarla ile dersim halkına fiziki soykırım sonrasında kültürel soykırımın ettirilmiş olmasındandır.
Avrupalı siyasi grupların da bir insanlık suçu olarak kabul etmesi gerektiği  hem ülke hem de uluslararası hukukta kendilerini bağlayan böyle bir gerçeklikte Avrupa Konseyi üyesi, AB adayı bir ülkenin halkına yaşattığı bu asimilasyon ve soykırım politikalarına sessiz kalışında kedilerinide bu noktada bir nevi suça ortak olma sorumluluğu altına aldığını belirtmek gerek, tarihsel anlamda yapılan bu haksızlıklara karşı sessiz durmanında bu suçları onaylamak anlamıyla eşdeğer olduğunu belirtmeliyiz. Çünkü bizler tek mahkemeye başvurmayı amaçlamıyoruz, insanlığa karşı suçun devam ettiği bir sürece türk hükümetinin kayıtsızlığının sonlandırılması için kendisini bağlayan her türlü hukuki ve siyasi yapıya uygun hareket etmesi açısından ilgili avrupa devletlerini, parlamentoyu ve konseyi harekete geçmesini istiyoruz. Her kaybedilen zaman suça ortak olmakla beraber yeni suçların ve katliamların yaşanmasınada neden olmaktadır.
Dersim'de halen devam eden kültürel soykırım olgusu nedeniyle bugünkü türk devlet yönetcilerinin sorumluluğunu ve devam tekleştirme politikaların sonlandırılması için  Lahey'deki uluslararası ceza mahkemesine ve Birleşmiş Milletler insan hakları komitesinin gündemine taşıyacağız.

Seyîdxan Kurij: Son yıllarda Dersim'deki Kürt katliamı iyice gündeme oturdu, bu konuda araştırma yapılması konusunda adeta bir patlama yaşandı, siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?


Ayfer Ber: Evet haklısınız. Biraz önce de ifade ettiğim gibi başbakan Erdoğanın açıklamaları, Onur Öymenin açıklamaları. Soykırımı gerçekleştiren CHP gibi bir partinin liderinin Tuncelili olması vs.
Bütün bunların Dersimde Kürt soykırımının konuşulmasına yetmiyor.
Bakış açısı önemli. CHP lideri ben Kürt değilim diyor. Dolayısıyla kendini inkar eden bir zihniyet olsa olsa Dersime zarar vermekten ve inkar politikasından başka bir yere götürmüyor.
Bizim çalışmalarımızın şeffaflığı önemli bir yere taşıdı Dersim çalışmalarını.
Az ama özlü inkara inat gerçek bir bakış açısıyla Dersim soykırımını gündemimize aldık ve öyle çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Çünkü bugünkü kaosun asas nedenlerinden birinin Dersim'in önemli bir nokta olduğunu düşünüyoruz. 1930 lara kadar otonom yaşadı Dersimliler. Gerek coğrafi yapısı gerek ise Demokratik Özerklikte ısrarı konuşulmayan konular.
1925 Anayayasındaki tek din, tek millet, tek vatanın dayatılması ve buna bağlı olarak buna uymayanların ise idam edildiklerini yapılan araştırmalarda bırakın bizim söylememizi artık herkes ifade etmekte.
Bu anlamıyla şunu iyi anlamak gerekir Dersimliler Kürt ve Kızılbaş Alevi oldukları için soykırımdan geçirildiler.

Seyîdxan Kurij: T.C. Basbakanı R.T. Erdoğan açıkca Dersim katliamI dedi ve özür diledi, bunu nasıl yorumluyorsunuz? İlk defa bir başbakanın katliam demesinin anlamı nedir?

Ayfer Ber: Başbakanın özrünü önemli buluyoruz. Özrün nerde ve ne zaman kullanıldığı önemli. Başbakan son iki yıldır biraz öncede ifade ettim CHP ye gönderme yaparak özür diledi.
Geçen sene başbakan Erdoğan Türk parlamentosunda özür dilerken, Almanya'da da başbakan Angela Merkel özür diliyordu.
Erdoğan tarihi bir soykırım için özür diliyordu.
Merkel ise yakın zamanda yabancılara karşı gerçekleşen cinayetler için yabancılardan özür diliyordu.
Merkel bayraklarını yarıya çekmiş, parlamentodaki milletvekillerini saygı duruşuna kaldırarak ve mağdurları çağırıp yüzleşerek özür diliyordu.
Diğer tarafta ise Erdoğan özür diliyordu ama Kılıçtaroğluna gönderme yapmaktan başka Bir şey yapmıyordu.

Seyîdxan Kurij: Başbakan özür dilerken soykırımdan CHP yi sorumlu tuttu, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ayfer Ber: Dersim Soykırımını gerçekleştiren dönemin tek partisi CHP ve başkomutanı Atatürk'tü.

Seyîdxan Kurij: Bazı Dersimliler Dersim katliamından Atatürk`ün haberi yoktu, gibi bir efsaneye inanıyorlar. Sizce bu şehir efsanesinin bu kadar yaygın olmasının nedeni nedir?

Ayfer Ber: Atatürkün Dersim'de vurulduğu gibi gerçek söylemlerde var. Arşivler açılınca bizler de öğreneceğiz. Ama haberi yok vs haberler komik ve kabul edilecek bir şey değil.
Atatürk'ün manevi kızının Sabiha Gökçen'in Dersim'e attığı bombalar sonrası kızını nasıl kutladığını herbirimiz resimlerde görmüşüzdür.
Dersim halkı üzerindeki soykırım Dersim halkı üzerinde derin acılar bıraktı. Halk öyle soykırımdan geçirildiki yeni yeni anlatmaya başlıyor canlı tanıklar.
Bir düşününki toplu katledilen, süngülenen, mağaralara tütsü ateşi verilerek yakılan insanları.
Evleri barklarından sürgün edilen, yük trenleriyle Türkleştirmek için batıya sürgün edilenlenler, evlatlık verilen çocuklar, kaybedilen Dersimli kızlar.
Değiştirilen köy, kasabaların isimleri. Soykırımdan bir eser kalmasın diye soykırımı gerçekleştiren isimlerin sokaklara, havaalanlarına, hastane ve okullara verdilerki halk korksun ve bu zulümü gerçekleştirenleri hep putlaştırsın.
Derin ve acı bir durum. Korkunç bir dönem. İnsanlar yeni yeni konuşmaya ve yüzleşmeye başlıyor.
Soykırım ve katliamların, savaşların yaşanıldığı dünyanın bir çok yerinde bu durumla karşılaşmak mümkün.
Dolayısıyla soykırımı bizzat yöneten ve gerçekleştiren başta Atatürk ve diğer sorumlular efsaneleşemezler.
Bizlerin temel istemlerimiz arasından en önemli noktalardan biri derhal soykırımı gerekleştiren zihniyetin isimlerinin derhal değiştirlip yerine insan hak ve özğürlükleri için ölümsüzleşen insanların isimlerinin yer alması. Yani Atatürk mahallesi, Alpdoğan ilkokulu gibi isimler derhal kaldırılmalı.
Devletin tüm arşivlerinin açılması, Türkiye ve dünya kamuoyuna deklere edilmesi gerek. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Dersim‘de soykırım anıtının veya mezarlarının yapılması, kaç kişinin nereye sürüldüğü, kaç kişinin evlatlık verildiği, kaç kişinin beslenme olarak nereye kimlere verildiğini açıklanması gerekir. Dersime bomba yağdıran Sabiha Gökçen havaalanının isminin derhal değiştirilmesi.

Seyîdxan Kurij: Bilindiği gibi 1940 kadar Kuzey Kürdistan'da sistemli bir soykırım oldu, Palu, Diyarbekir, Serhat v.s. Bütün bu katliamları bileştirip sağlam belgeler ile uluslararası kurumlara gitmek daha etkili olmaz mı?

Ayfer Ber: Birinci dünya savaşı öncesi ve sonrası hatta esnasında bir çok katliam yapılmış katliamların üstü örtünmüştür. Osmanlı nın son dönemlerinde Abdülhamid ile birlikte Ermenilere karşı 1915 yılında büyük bir soykırım yapılmış ve bir milyonun üzerinde Ermeni katledilmiş, geriye kalanıda yerinden yurdundan edinerek sürgüne yollanmıştır.
2. Dünya savaşı öncesinde ve sonrasında 1937-38 de Dersim halkı etnik köken ve inancından ötürü 1933-1948 yılları arasında ise yine hepinizin bildiği gibi Almanya’da Yahudiler soykırımdan geçirilmişlerdir. Dersim katliamı ve Yahudi katliamı aslında büyük benzerlikler arzetmektedir, insanlığa karşı Gaz kullanımı her iki katliamda da kullanılmış ve topyekün bir imha amaçlanmıştır. 1915‘ te 1 milyon Ermeni , 1921 Koçgiri'de binlerce Kürt Kızılbaş, 1925 Şeyh Said, 1927 Zilan’da sadece 15 bin Kürt katledilmiştir, 1937-38 Dersim, daha sonra sırasıyla MARAŞ, SİVAS, AMED, PALU, GAZİ VE CEZAEVLERİ en son da Uludere katliamıyla Türkiye tarihte  katliamlarıyla öne çıkan ülkelerin başından gelmektedir. Son 30 yılda Kürdistan, Ruanda, Bosna Hersek gibi ülkelerde savaşlar ve katliamlar yaşandı ve yaşamaya devam ediliyor.
Çalışma yöntemini oluşturmuş durumdayız. Biz bir ilke ima attık. Tarihi Dersim davasını bütün katliam ve soykırımları deşifre ederek gidiyoruz. Ortak hareket etmek ve birlikte aynı acıları yaşayan halklarla buluşmak bizimde özlemimiz.
Sizin aracılığınızla bütün halkımızı katliam ve soykırım ve haksızlıklara karşı durmaya, insanlığın gelecekte barış ve huzur içerisinde yaşamaları için bu tarihi haksızlıkların ortadan kaldırılması, haksızlıklara uğrayan halkların mağduriyetlerinin giderilmesi gerekir. Bu vesileyle biz Dersimlileri, Kürtleri, Alevileri büyük görev ve sorumluluklar beklemekte.
SON OLARAK ŞUNU BİR DAHA BELİRTMEK İSTERİM ÖZÜR DİLEMEK YETMEZ, YÜZLEŞMEK VE MAĞDURİYETLERİ GİDERMEK GEREKİR. KÜRT HALKININ ÜZERİNDEKİ SOYKIRIMA SON VERMEK GEREK.


Not: Bu roportajın Kürtçe tercümesi „Rûdaw“ da yayınlandı.