Kurmes Dernegi Resmi Web Sitesi

EKMEK INTIFADASI KORKUTUYOR

“Kalbimi kır, ama ekmeğime yanaşma” der bir Arap atasözü. Bunu göz önünde bulundurmadaki başarısızlık bazen büyük siyasi bedellerle ödenir.

Şu anda ülkeden kaçan Tunus Başkanı Zeynel Abidin Ben Ali'nin yaptığı gibi.

Haftalarca ülke halkı yüksek işsizlik oranları, ülkedeki yolsuzluklar ve siyasi baskılara karşı gösteriler yaptı. Aynı zamanda buğday, şeker, süt gibi temel gıda ürünlerin fiyatlarının Ocağın ilk haftasında yüzde 25 artmasını da kınadılar.“Ekmek, su ve Ben Ali'nin çıkmasını istiyoruz” diye haykırıyor bir grup eylemci. Cuma günü vahşi saldırılar ve artan sarsıntıları hafifletmek için verilen son dakika tavizlerinden sonra, Tunus başkanı ailesiyle Suudi Arabistan'a kaçtı.

Köşe yazarları, Kuzey Afrika ülkesini 23 yıldır katı bir şekilde yöneten Ben Ali'nin, sofrasına yiyecek koyamayan halkın öfkesini fena bir şekilde göz ardı ettiğini söylüyorlar. Bu daha önce Wikileaks'in ABD elçilikleriyle ilgili sızıntılarında halkıyla bağlantısının zayıflığı gözler önüne serilen yaşlı diktatörün kritik bir hatası oldu.

Gözden düşmüş despot, 1984'de 80 Tunuslunun ölümüne neden olan ve kendinden önceki Habib Burguiba hükümetini düşürmenin eşiğine getiren ekmek ayaklanmalarını gayet iyi hatırlayabilirdi. 1997 yılında Mısır'da, 1981 yılında Morokko'da ve 1989'da Ürdün'de benzer eylemler gerçekleştirilmişti. 1988 yılında İslamcıları hükümeti ele geçirmenin eşiğine getiren ve 10 yıllık bir iç savaşa sürükleyen de ekmek isyanları oldu.

Kitlelere ucuz gıda sağlanması Arap diktatörleri ve halklar arasında yazılan olmayan bir anlaşmanın parçasıdır. 1950'lerden bu yana otoriter Arap rejimleri siyasal sessizlik karşısında sübvanse ekmek, süt ve yumurta gibi temel gıdalar dağıtmayı taahhüt ediyor.

El Ahram Siyasal Ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'den Abdül Fatih El Gebali “Bu sübvanselerin ulusal bütçelere yük olduğunu kabul etseler yetkililer bunları azaltmak ya da sonlandırmakta tereddüt ediyor. Bunu yapmanın enflasyon ve sosyal kargaşaya sebep olacağından korkuyorlar” diyor.GSYIH’ının yüzde 7’sini yakıt ve gıda sübvansiyonuna ayıran Mısır’da gıda sübvansiyonu programını n yeniden yapılandırma planları parlamento koridorlarında kısık sesle tartışılıyor. Hükümet mevcut “ayni yardım” sistemini peşin ödeme sistemiyle değiştirmek istiyor. Bunun doğrudan gıdaya en çok ihtiyacı olanları hedeflediğini söylüyor. Ancak tartışmalı plan, öfkeli yetkililerce sürekli erteleniyor.

Rabat’dan Riyad’a antika ve işlevsiz sübvanse sistemi küresel fahiş gıda ve yakıt fiyatları karşısında boyun eğiyor. Arap hükümetleri şu ikilemle karşı karşıya: Arap hükümetleri ya bütçe açıklarını arttıracak ulusal sübvanse programlarındaki gıda enflasyonunun ek bedellerini ödemeli ya da sosyal kargaşa riskiyle yüz yüze gelecek şekilde günlük gıda fiyatlarını arttıracak.

Tunus mantıksız bir seçim yapmış görünüyor. Elbette, gıda enflasyonu kendi sorunu değil. Bu yoksulluk, yüksek işşizlik oranları, ekonomik eşitsizlik ve bölgeyi barut fıçısına çeviren, sürekli artan geçim masraflarının patlayıcı bir karışımı.

Arap Çalışma Örgütü (ALO) Arap ülkelerinin dünyadaki en yüksek işşizlik oranına sahip ülkelerden olduğunu gösteriyor. Bu verilere göre Arap ülkelerindeki işsizlik oranı 2007/08 bütçe yılına göre ortalama yüzde 14.5’i buldu. Dünyada aynı oran ortalama 5.7. Gayrı resmi veriler dikkate alındığında oranların daha yüksek olduğu söylenebilir.

Devlet verilerine göre, Mısırlıların yüzde 20’sinden fazlası günde 2 dolardan daha az parayla yaşıyor ki bu günlük masraf BM tarafından yoksulluk sınırı olarak tanınıyor. Cezayir nüfusunun yüzde 23’ü yoksulluk sınırının altında yaşarken, Morocco’da bu oran yüzde 14.3’ü, Tunus’da 12.8’i buluyor. Yemen’de ise yoksulluk oranı yüzde 45’ten fazla. Tunus başkanını düşüren halk ayaklanması siyasi bir hareket değil, ihtiyaçlarını karşılayamayan vatandaşların spontane bir ekonomik isyanıydı. Bu isyan 26 yaşındaki üniversite mezunu öğrencisi Muhammed Buzizi’nin geçimini sağladığı işporta arabasına polisin el koymasından sonra kendisini ateşe vermesiyle başladı.

Dubai’deki Gulf News gazetesi yazarı Mişhel El Gergavi “Tunuslular ve Cezayirliller aç. Mısırlılar ve Yemenliler de onlardan sonra geliyor. Muhammed Buzizi kendisini oy vermediği için yakmadı. İnsanlar kendilerini acıdan dolayı değil, ailelerinin soğuk açlıktan dolayı kaybolmasını görmelerinden dolayı yakarlar.” Diye yazıyor.

Buzizi’nin 17 Aralık’taki intiharı Tunus hükümetini deviren bir yangına dönüştü ve şimdi bu yangın Arap dünyasının büyük çoğunluğunu yutabilir.

Bölgenin otokratik yönetimleri korkmalı mı? Şu ana kadar, düzmece seçimler ve siyasi muhalefeti nötürleştirme ve demoralize etme yoluyla iktidarda kaldılar. Ama haklarından mahrum edilmiş kitlelerin güvenli gıdaya ulaşmak için mermilere göğüs gerdiği ekmek intifadası baş edilmez bir güce haline gelebilir.

*Cam McGrath’ın 18 Ocak’ta ipsnews.net’de yayınlanan yazısını ETHA İngilizce orjinalinden çevirdi.

ATILIM